Paylaşım Ekonomisi : Tahmin ettiğinizin çok daha ötesi

 

(Vanessa Timmer'in www.sigeneration.ca/sharing-economy-think/'deki makalesini yorumlayarak türkçeleştirdik)

 

Burayı okuyorsanız, zaten Paylaşım Ekonomisi’ni duymuş olmanız ve hatta birşeylerinizi hiç tanımadığınız insanlarla paylaşıyor olmanız çok muhtemel. Bu aralar çok popüler olan ve hepimizin dikkatini çeken bir kavram bu. Komşularımız ya da arkadaş çevremiz arasında El’den El’e (P2P), bireysel, araç-gereç paylaşımından, artık ticari ve küresel bir marka olan AirBnB’ye kadar herkesin dilinde. Dünyaya bakış açımızı değiştirmekle kalmayıp, bizi sosyal inovasyonların neredeyse sonsuz evreniyle buluşturan, bizim icat etmediğimiz ama yeniden ve yeni yeni keşfetmeye başladığımız, ve çok sevdiğimiz bir şey. 

 

Ortak tüketim girişimleri bizi birbirimize daha çok yaklaştırmanın yanında, yerküremize verdiğimiz zararları en aza indirmek ve bize yeni iş modellerini deneyimlendirmek gibi asli görevlere de hizmet ediyorlar.

 

Eşya Kütüphaneleri olsun, ortak sosyal alanlar olsun, hatta toplu taşımalar olsun, Paylaşım bizim şehir hayatımızın önemli bir parçası gelmekte. Son 10 yıla bakarsak, Paylaşıma olanak sağlayan girişim ve inovasyonlar, yolculuklardan (Bixie Bikes, Coop Cars) konaklamaya (AirBnb, Coachsurfing), gündelik işlerimizi tanımadığımız insanlara yaptırmaya kadar (Task Rabbit) hayatımıza yön vermekte. Büyük şirketler ise atıl kaynaklarını paylaşarak ve kitlesel güçlerini birleştirerek ortak-satınalma, sosyal sorumluluk, zaman kumbaraları ya da giysi ve eşya takaslarıyla bu paylaşım ekosisteminin büyümesine yardımcı olmaya devam ediyor.

 

Oysa araba, kitap ve araç-gereç paylaşımınından çok daha ötesi mümkün. Ortak enerji kullanımı, ortak 3-boyutlu yazıcılar, ortak çalışma alanları… Ortak fikir üretimi, paylaşılan tohumlar, yeşil alanlar, bağ ve bahçeler, hava ve su, bu dünyaya geldiğimiz andan itibaren paylaştığımız ve korumak zorunda olduğumuz şeyler. – Mike Childs

 

Paylaşım Ekonomisi, toplumsal yaşamımızın her alanında ve dünyanın her köşesinde -- hayatımıza yön verecek-- bir manifestodur. Oturmuş ticari kuruluşların liderliğinde konaklama, seyahat, turizm, işyerleri, finansal hizmetler vs vs paylaşım ekonomisiyle yeni bir anlam kazanabilir. Özellikle araba paylaşımı, yolculuk paylaşımı, gündelik işlerin yapılması, El’den El’e (P2P) ikinci el eşya paylaşımı veya kiralanması, ya da sosyal finansal borç verme, büyük patlama yapmasını beklediğimiz alanlar. – Young Global Leaders Sharing Economy Working Group

 

'Ortak Tüketim', 'İşbirliği Ekonomisi' gibi adlarla da bilinen Paylaşım Ekonomisi her türlü eşyanın, zamanın, becerilerin, hizmetlerin, atıl kaynakların kişiler, kurumlar, dernekler, kitleler arası takas, değiş-tokuş, paylaşarak kullanım, kiralama, ödünç alınıp, ödünç verilmesini kapsamakta. Mobil ve dijital teknolojiler, online platformlarla desteklenmekte. Karşılıklık ilkesine ve güvene dayanmakta. Ekonomik krizin ve finansal zorlukların, büyüyen şehirleşmenin, kaynakların ve enerjinin giderek kısıtlanması ve kaynaklara erişimin giderek zorlaşmasıyla hepimizi ister istemez içine çeken bir ekosistem. - peers.org

 

 

Atıl kaynaklarımızı yeniden ekonomiye kazandırmak için önümüzde sonsuz fırsatlar var. Az kullanılan, boşta duran o kadar kaynak var ki insanı hayrete düşüyor. Bunların sosyal, ekonomik ve çevresel değerleri de cabası. 

Birçoğumuz için mülkiyetten vazgeçmek çok uzak bir kavram. Ve ortak tüketime, ortak kullanıma sıcak bakamıyoruz. Sahiplik’ten Erişime geçişteki mental dönüşümü yaşamak çok büyük ve zorlu bir adım. Ama çok iyi bildiğimiz de bir şey de var ki, o da ne kadar çok paylaşırsak o kadar az hammadde ve o kadar az enerji tüketeceğimiz. 

Örneğin ortak kullanılan 3 kilogramlık bir elektrikli testere, 100 kilogram daha az atık demek. Her ne kadar Rachel Botsman 'Paylaşım Ekonomisinin ortak tanımlamalara ihtiyacı var' dese de, ve hepimiz farklı isimlerle adlandırsak da, varolan kaynakların daha verimli kullanılması, sosyal bir ekonominin yaratılması, paylaşımların çoğalabilmesi için birbirimize kayıtsız şartsız güvenmemiz gerektiğinin farkındayız. 

 

Paylaşım Ekonomisi sosyal girişimler için hala çok bakir bir alan. Bundan asıl faydalananların kimler olduğunu da ayrıca tartışmak gerekir. AirBnB’nin katlanarak büyümesi, ya da Lyft’in birçoğumuz için (yolculuklarda) ilk tercih olmasının arkasında yatan faktörlere de bakmak gerekiyor. Çok iyi değerlendirilemeyen bir konu da, paylaşım ekonomisinin getirdikleri yanında götürdüklerinin de olması. Her ne kadar herkese kucak açan bir kavram olsa da, düşük gelirli bireylerin bu paylaşım ekonomisinde kendilerine nasıl bir yer bulacakları hala açık bir konu. Eğer paylaşacak birşeye sahip değilsen neyi paylaşabilirsin ?

 

Paylaşım Ekonomisinin her geçen gün genleşen evreni : 

Paylaşma ve paylaşılabilirlik hala çok dar algılanan iki kavram. Londra, Kopenhag, Paris veya Montreal, veya Rio — orta gelirli tabakanın ellerindeki kullanmadığı araç gereci değiş-tokuş yapmasından çok daha büyük bir fırsatlar evreninden bahsediyoruz. Bisiklet paylaşımları mesela, medyada çok yer bulsa da, konu bundan çok daha derin.
– Julian Agyeman, Duncan McLaren ve Adrianne Schaefer-Borrego

Ortak Tüketim ve Kullanım konusunda hala ana kavramların gündelik hayatımızda çok yer bulmadığını düşünüyoruz maalesef. Örneğin firmalar arası paylaşım, göçmenler arası kapalı devre paylaşımlar, ya da çok izole yaşayan marjinal gruplar arası paylaşımlar, ya da hiç tahmin etmediğimiz sanatsal paylaşımlar.

Peki bu bakış açımızı nasıl genişletebiliriz ?

    •    NE ?
Paylaşım evreni aslında hayatımızın her anını kucaklıyor. Ulaşımdan konaklamaya, beslenmeden depolamaya, fonlamadan araç gereç paylaşımına. Paylaşmayı değişik motivasyonlarla yapıyoruz. Kimimiz sadece armağan ekonomisine odaklanmış durumda, kimimiz de para kazanmayı seçiyor.

    •    KİM ?
Çoğumuz El’den El’e (P2P) paylaşımları tercih ediyor. Bireysel el değiştirmeler, takas, bartır ( Swapsity.ca) ön plana çıksa da, paylaşımı iş edinmiş kurumların başarısı da azımsanmayacak bir düzeyde. Asıl güzellik bu kadar zengin paylaşım olanaklarının var olması ve bunların sadece 1-2 tık uzağımızda olması.

    •    NASIL ?
Tamamen ücretsiz ya da para karşılığında. Bazen sosyal etkileşimli (yani artık kullanmadığımız bir şeyi buluşarak karşımızdakine ulaştırarak ya da evimizi, arabamızı kullanıma açarak) ya da birbirimizle hiç görüşmeden (yani mesela imece fonlar ya da eşya kütüphaneleri aracılığıyla)

Paylaşım tanımımızı biraz daha derinleştirirsek, girişimci ve sosyal inovasyonların hayatımıza her gün daha çok yön vereceğini söylemek mümkün. Aynı zamanda paylaşım kavramına çok negatif yaklaşanların olması da muhtemel. Yapmamız gereken, bu olumsuz bakanları da kucaklayacak bir ekosistem oluşturmak ve paylaşım ekonomisi, ya da ortak tüketime varını yoğunu verenleri desteklemek, hatta kurumsal şirketleri ve devlet yapılarını da bu ekosistemin içine çekmek olacaktır.

 

(kaynak olarak www.collaborativeconsumption.com, Rachel Botsman'ın kitabını ve google'ı kullandık.

Eksik gördüğünüz, eklenmesi ya da düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz noktalar varsa, bize yazın)